Bağlantılar

• Anasayfa

• Profilim

• SİTEMİZİN GELİŞMİŞ ŞEKLİ: www.dnm-ler.com'da..
• dnm-ler.com'un içeriği: edebiyat - felsefe - erkel
• edebiyat üzerine
• Felsefe üzerine

• İstatistikler

Arkadaşlarım






SOYUTLAMA ÜSTÜNE... / Nazmiye Baş

İçinde ömrünüzü tükettiğiniz çalışma odanızın duvarlarının rengi konusunda kararsız mısınız?

Ya da pencerenizin dışarısında yıllardır hiç değişmeden dikilip duran telefon direğinin rengi?..

Bu konuda da mı belirli, somut, inandırıcı bir yanıtınız yok.

Anımsamıyor musunuz?.. Yoksa anımsayamıyor musunuz?

Kaygılanmayın.

Çünkü, insanın ilgisi hangi noktaya yöneliyorsa, zihni de o noktaya yoğunlaşıyor.

Odamın duvarları içinde yaşıyorum ama, duvarların rengi konusundaki "fikrim" kesin çizgileri olmayan, belirsiz nitelikler taşıyor.

Niçin böyle?

Örneğin, bir roman okurken de, geniş betimlemeleri süratle geçiyorum; adeta, zihnimi örterek okuyorum o satırları. Ağaçların konumu, yaprakların rengi, ışığın gökten nasıl süzüldüğü... gibi anlatım araçları, benim için onbeşinci sırada...(hatta içtenlikle söylemek gerekirse) hiçbir önem taşımıyor.

Siz bana romandaki kahramanın, kişilik özelliklerinden söz edin; bu özelliklerin derinliğindeki, altındaki/ üstündeki yapılanmalardan, oluşlardan, duruşlardan ve falandan söz edin. Ama illaki ağaçsız, kuşsuz, yapraksız olsun. Yani mekânın üzerindeki bir alan, bir mıntıka... Yani soyut olandan söz edin...

İnsanın kaşından gözünden değil; iç dünyasının billurlaşmış soyut niteliklerinden, zihninden, duyarlılığından ve bu öğelerin oluşmasındaki nedenselliklerden söz edin... Çünkü, (bazı insanlar ve bu arada örneğin,) ben orada yaşıyorum. Orada nefes alıyorum. Dünyayı bu pencereden seyrediyorum. Ve sadece bu açıdan (gerçek anlamı ile) onu algılayabiliyor ve olap biteni, akanı duranı, var olanı yok olanı, yani "somut"u ve de illa ki de "soyut"u, kavramaya çalışıyorum.

Bakın bu satırları yazarken klavyenin tuşlarına vuruş hızım arttı. Çünkü beynimdeki soyutlama özelliğinin rengine, niteliğine... yani "öz"üne geldi söz... "Heyecanlanıyorum, öyleyse varım..." Çünkü doğru yoldayım.

Çünkü, bana özgü olduğunu düşündüğüm kişilik bileşeni bu yönde, bu tarikte, bu cihette...

İşte bireyliğimin, yaşamın içinde oluşurken çoğalan gerçekliklerine bu patikadan gidiliyor. Bu patika, sizi götüreceği hedeften çok, kendi varlığının nitelikleri ile öne çıkıyor. Çünkü tutku için, içinde aktığı kanal önemlidir; varıp geçtiği duraklar değil!..

Siz hele bir yollara düşün! Siz hele o yolların sarp yokuşlarına ayarlayın gücünüzü ve gönlünüzü... Mutlaka varırsınız bir takım yerlere. Vardığınız yer, yola başladığınız yerden pek farklı olmasa da, önemli olan bu çabanın içinde kazandığınız güçtür.; menzile ulaşmak için akıttığınız terdir. Yani emektir! Emek ise, adalelerinizi, zihninizi ve ruhunuzu geliştiren yegane olgudur...

Toplumsal ilişkilerimizde, siyasette, sevgide ve yaşamın en çapraşık, en kanlı canlı süreçlerinde, sözünü ettiğimiz bu soyutlayarak algılama mekanizmasını devreye soktuğunuz anda, bilincinizin damarlarınıza doğru aktığını hissedeceksiniz...

Algılama düzleminde işlem gören soyutlama işlevi, bilincinize egemen olarak, nesneleri, toplumu ve kendinizi kavrayış biçiminizi yönetmeye başladığında, Dünya'nın, içinde yaşadığınız karmaşadan oldukça farklı olduğunu algılayacaksınız.

Düşüncenizin yerleşik öğelerini, ön-kabullerini ve alışılagelmiş nedenselliklerini sarsarak, yeniden oluşturmak; yani kendinizi yeniden yaratmak, işte izleyeceğiniz patikadaki ilk uğrak yeriniz...

Sonrası mı?.. Patikanızın sonrası, sizin sorunsalınızdır.

O sorunsalı yaratıp ortaya koyan da sizsiniz, kotarıp yükselten de... İşte var-oluşunuzun gizemli halkası budur!..

O'nu kucaklayarak sindirmek, ya da görmezden gelerek yok etmek, sadece sizin ediminizdir, sizin bilincinizdir; sizin seçiminizdir.

Oğuz Atay;

•-          Ben çiçeği seyrederken değil, düşündüğüm zaman seviyorum, diyordu.

Çiçeği öylesine seyretmek var... Bir de o (alelade) çiçeği, çiçek kavramına doğru yükselterek, sevginizin içine bilinç öğesini katmak... Ve varılacak soyutlamanın ardındaki duyarlılığı "bilinç"inize kaydetmek.

Yine de siz bilirsiniz... Ve bana kalırsa da, (hala) seçebilirsiniz...



Yorum ( 0 )
Hit:62
21.05.2008 03:11:58
Tavsiye: 0
Kategori: SİTEMİZİN GELİŞMİŞ ŞEKLİ: www.dnm-ler.com'da..

Arkadaşına Gönder:
Kimden Kime  



yorum yapılmamış :(


Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız. ( Üye olmak için tıklayın. )

Üyeyseniz giriş yapmak için tıklayın.